Nasıl başlasam diye düşünüyordum ki, yine düşündüğümü yazmakla başlamam geldi aklıma yine her zaman ki gibi…Aslında sık sık kabuslarla uyanan birisi değilim ama yaklaşık yarım saat önce gördüğüm kabus beni yazmama teşvik etti: Arkadaşlarım halı saha maçına gitmişlerdi, evde yalnızdım; her zaman ki gibi çayımı demleyip bir kaç film izledim.Sonra uykum geldi ve yattım.Gözlerimi kapamamla birlikte kendimi on dakika öncesinde, film izlerkenki konumumda buldum.Çekyata uzanmıştım ama film izlemiyordum, sadece bir parça ışık vardı, yerimden kıpırdayamıyordum tüm çabalarıma rağmen…Sonra size tasvir edemeyeceğim birşey ayaklarımdan tutup beni karanlık koridora doğru sürüklemeye başladı.Kendinizi ne kadar çaresiz hissettiniz?İnanın hareket etmek ve bağırmak için tüm gücümü sarfetmeme rağmen sessizce sürüklenmeye devam ediyordum o karanlık koridora doğru ve gözümün önündeki o bir parça ışık koridorun karanlığında kaybolmaya başladı.Daha önce kendimi hiç böyle hissetmemiştim.Karanlığın içine girdiğim an beni bıraktı ve nihayet gözlerimi açıp uyanmamla haykırabildim.Son zamanlarda bu korktuğum ve böylesine çaresiz hissettiğim bir anı hatırlamıyorum.Allah’a şükürler olsun ki uyandım…

İlk kabusum bu değil, daha kötüleri de oldu aslında.Gazi Osman Paşa’da oturduğumuz zamanlarda ilkokul 2. sınıftaydım, 8-9 yaşlarımdaydım tahminen.5 katlı bir apartmanımız vardı ve her akşam çatısından uzaklardaki ışıkların yanıp sönmesini iştahla izlerdim, çocukluk işte, büyülerdi beni hep.O zamanlar, nedendir bilmiyorum ama rüyamda hep binaya girer merdivenleri hızlı hızlı çıkar ve çatıya ulaşırdım sonra telaşla çatıdan atlardım rüyamda: çokta iyi hatırlıyorum ki bu rüyam 3-4 kez tekerrür etmişti.Hayatım boyunca unutamam sanırım bu kabusları…

Not Yazıldığı tarih: Haziran 30th, 2010