Son zamanlarda bir buhran okyanusuna daldım ki sormayın.Bazen kendimden korkuyorum,yani bu kadar sessiz olmak ve bütün yapılanlara göz yummak bir yandan içimi acıtıyor,bir yandan da bana huzur ihsan ediyor.‘Susmayı Bilmek Konuşamamak Değil Öğren Bunu!’ der Kodes;çok haklı.Ben susmayı biliyorum,ama karşımda bana karşı cümleler tüketenler daha konuşmayı bile bilmiyorlar;ne yazık.
Suskunluğumun nedenini tam olarak bilmiyorum ama böylesi çok iyi benim için.Yaşamaya çalıştığım bir aşkım var(çok şükür).Her türlü derdimin üzerine aşkı sos olarak dökmek çok da hoşuma gidiyor.Ne prenses,ne de bir peri kızı;o benim Gamzelim
Yaklaşık 1 hafta önceydi:Sabah kahvaltı yaparken bir yandan da televizyon izliyordum.Kanalları zaplarken TRT1‘de bir söz duydum;bir profösördü sanırım,aşk’ın ne olduğunu anlatıyordu.Dinledim,son derece haklı buldum doğrusu.O profösör ‘birine aşık olmak ona hiç dokunmamaktan geçer,yani aşk birliktelik değildir.Seven bir erkeğin bir kıza dokunması ona aşık olduğunu göstermez,sadece birlikte olmak ister.Aşk ise bedensel iletişimden muaftır.‘ diyor.Bende buna inanıyorum.Nasıl olsa her birliktelik ayrılıkla son bulacaktır,hal böyle olunca birlikte olmanın tek çıkarı bedensel ve dünyevi zevk.Gerçek aşk Rabb’ın iki kul arasında yaktığı bir ateş gibidir.Sevgililer hissedebilirlerse bu ateşle yüreklerini ısıtabilirler hatta ateşi körükleyebilirlerde.Ama böyle bir aşkı ne yakmak ne de söndürmek kulun elindedir.