Tem
0

Bıraktığın Gibi

Sessizdi evi, hala yorgun hissediyordu kendini
Açtı gözlerini ışıksız, mat bir hayata,
Masada yarısı boş bir bardak ve bir küllük;
Küllüğünde gecenin esareti birde hafif duman…
Kalktı yataktan ve lavaboya gitti doğruca
Göründüğü gibiydi, ifadesi karmaşıktı aynada,
Zamanı geldi, eskimiş paltosunu aldı koluna
Ve çıktı o beton yığınından hızlı adımlarla
Sol cebinden bir sarma sigara çıkarıp yaktı
Suyun altından yeni çıkan bir insan gibi
Derin ve dumanlı bir nefes aldı sigarasından
Adımları daha da hızlandı ve sahile vardı
Güneş yeni yeni uyanıyordu, sarhoş geceden,
Boş bir bank bulup oturdu, gözleri güneşte…
Bir el hareketiye uzaklaştı dudaklarından
Son demindeyken sarma sigarası…
Gömleğinin cebine bakındı, bir şey aradı
Sonra belirdi elinde bir sayfa ve bir kalem
Yazdı; kimsenin umrunda olmayan herşeyi
Bir kadın, bir ev, kendine ait bir parça toprak…
Dua eder gibi yazdı, sayfanın sonuna da amin dedi
Ve katladı sayfasını usta ellerle; gemi yaptı
Marmara’nın dalgalarına bıraktı, izledi…
İlerledi ağır ağır tüm kelimeleri, bütün dilekleri
Sürüklendi tanrıya kadar bütün içtenliği…
Bir hışımla kalkıp uzaklaştı oradan, döndü evine
Astı paltosunu, oturdu, yaktı bir sigara daha;
Daldı derin hayallere, uzanırken taş küllüğe
Marmara’nın kollarındaydı artık düşünceleri
Ama o dayanamadı, uzandı çekmeceye eli;
Zihni bulanık halde kendini yatağına atıp
Her gece hap alırdı o, yastığına kapanıp…
Teber 2010

Nis
0

Neyse Ne


Zamanın başlangıcında ömrü son bulan,
Fakir nameleriyle gönül perdesini aralayan,
Bazen düşündükleriyle susan ve ağlayan…
Deniz dalgası yutmamış bir balıkçı sandalı
Kesilmiş ihtiyar çınarın kırılan son dalı;
Kanatlarını gere gere, yeryüzünü seyreden martı
Sordu insanoğluna, acaba kanatsızlık nasıldı?

Belki de bırakıp denizleri rıhtıma çıkmalı!
Kendini tanımayan bir yansımaydı aynada
Soluk ten rengine, soğuk ölüm çarptı bir anda…
Dökülür mürekkep, aşka bulanır ansızın sayfalar
Her satırda içler acısı güzelliğe yakılan naralar,
Teber öyle dilaver ki,sessis kelamlarla yol yapar
ihraç fazlası duygulara yama yapan bir işçi, azda şairliği var.
Teber2010

Eki
0

Cemal Safi: Benim Adım Aşk

YouTube Preview Image

Benim Adım Aşk
Var mı beni içinizde tanıyan
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim
Kalmasa da şöhretimi duymayan
Kimliğimi tarif etmek zor benim

Bülbül benim lisanımla ötüştü
Bir gül için canevinden tutuştu
Yüreğime Toroslardan çığ düştü
Yangınımı söndürmedi kar benim

Niceler sultandı kraldı şahtı
Benimle değişti talihi bahtı
Yerle bir eyledim taç ile tahtı
Akıl almaz hünerlerim var benim

Kamil iken cahil ettim alimi
Vahşi iken yahşi ettim zalimi
Yavuz iken zebun ettim Selim’i
Her oyunu bozan gizli zor benim

Yeryüzünde ben ürettim veremi
Lokman Hekim bulamadı çaremi
Aslı için kül eyledim Kerem’i
İbrahim’in atıldığı kor benim

Sebep bazı Leyla bazı Şirin’di
Hatrım için yüce dağlar delindi
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi
Kuvvet benim kudret benim fer benim

İlahimle Mevlana’yı döndürdüm
Yunusumla öfkeleri dindirdim
Günahımla çok ocaklar söndürdüm
Mevladanım hayır benim şer benim

Benim için yaratıldı Muhammet
Benim için yağdırıldı o rahmet
Evliyanın sözündeki muhabbet
Enbiyanın yüzündeki nur benim

Kimsesizim hısmım da yok hasmım da
Görünmezim cismim de yok resmim de
Dil üzmezim tek hece var ismimde
Barınağım gönül denen yer benim

CEMAL SAFİ (Doğum: 1938 Samsun)

Eyl
0

Sol Yanımda Taşırım

Zaman alır varlığımdan yılları birer birer,
Birbirini kovalar kısır döngüde tekerrürler…
Aşk kelamları tırmanır dudaklarımdan kimi zaman,
Ve yağmalanmış aşklara inat yazar kalem durmadan.
Dar ağaçlarının dibinde yaşayan bir çiçek gibi;
Susar ve izlerdim lakin kanla beslenirdi köklerim…
Güzelliğin ölüm kokardı bana,bu yüzden  sessizdim
Yalnızlığa alışmışken, dört duvarın arkadaşıyken ben.
Kurşunlar altında yeşerirken sana olan sevgim
Şehitlerimin kanlarıyla sularken sensizliği,
Haliyle büyüdün zamanla, acıyla kıvrandı güzelliğin
Esmer teninde nur saçarken ışıl ışıl gözlerin
Ve gamzelerinde kaç öpücük boğuldu bilemem…
Omuzlarımda melekler, bilirler ki helalimsin
Sol yanımda taşırım seni, bilmezler ki sevdiğimsin…

Teber 2009

Tem
0

Ama Hala Üşüyorum

Derin yaralara damlamadan diner gönülde yağmur zamanla,
Cemren bakışlarından süzülür sonra sağanak iner gözyaşlarınla.
Gecenin bir yarısı; ellerim senin için dolanır kelime aralarında
Yalnızlık yankılanır sen olmadığında odamın duvarlarında
Kimseler bilmez halbu ki zaten bir sevdiği var bu adamın
O da gamzelerinde ki sıcaklıkla eritir zaten bu kardan adamı.
Küçük bir çocuk gibi ağladım rüzgarlar alınca ipini uçurtmamın,
Sanki beni savurdu ahenkle, sanki beni vurdu yerden yere…
Senin bakışların gibi olamaz ki melodilerin ahengi
Bembeyaz bir tuale sürülen ilahi notalar gibi
Esmer bir ten üzerine çizmiş Rabbim en güzel rengi…
Teber 2008

Haz
0

Başıboş Yalnızlıklar

Saklambaç oynadığım sokaklarda yürüyorum
Çocukluğumu içimde hapsetmişken
İlkbaharda hastalık sonbaharda serum…
Yokluğunu içimde susturmuşken…
Hiç dizlerimden ayrılmayan kabuklu yaralar
Gece ayazlarında sarhoşlardan naralar
Esmer tenine hüzün ve hasret,
Ve ben şişenin dibine lanet
Öksürürken boş sokakta kasvet
Yan masada başıboş yalnızlıklar…

Teber 2009

May
0

Blog Özlemi

Cümleten Selamlar ahali…Bloguma kavuştuğum için çok mutluyum : ) Blogsuz olmuyor, yapamıyorum.TeberZade.Com’un yokluğunda kendime yeni bir blog açtım, kısa bir süre içindi ama düşündüm ve onda da yazmaya devam edicem.Orda yazdıklarımı burda; burda yazdıklarımı orda görürseniz şaşırmayın ;)

Bir ay gibi bir süreden sonra tekrar kendi blogumda yazmak harika bir duygu.Türlü talihsizlikler yaşandı, benim suçum değil WordPress kullanan her blogda oluyormuş bu olay: CPU kullanımında artış yaşanmış.

Yazmışken bir iki hatırlatma daha yapayım buradan :

+Ehliyete yazıldım geçen hafta, eşşek gibi bir kitap verip ‘bunu yut’ dediler, bende ‘ÖSS denen merete çalışmıyorum buna mı çalışıcam abi?’ demiş bulundum; şaşırdı zavallı :) Bugünde bi baaayan aradı, Pazar günü sınav varmış sabahın köründe, bi gidip ortamı görücem.
+Okul neredeyse bitti sayılır, önümüzdeki hafta gidip diploa parasını falan verip devamsızlık hakkımın dolup dolmadığını öğrenicem.E-Okul’dan baktım hiç yazılmamış, inşallah öyledir.
-Çok yakın bir arkadaşımın babaası vefat etmiş, çok üzüldüm; ziyaret de edemedim onu :(
+Babamın yanında it gibi çalışıyorum: ordan oraya, ordan oraya koşturuyorum…Para falan vermiyor ya, en sonunda istifa dilekçemi vericem bi yerine monta etsin.
-Çok özledim arkadaşlarımı lan :( Okulun bitmesi çok kötü oldu a.q Hayat ne zormuş, tekrar öğrendim.
+Bloguma kavuştumya, yaşasamda gam yemem :)
+Sen öyle san Kadın!Seni hala seviyorum (Harbi)!

Ulan Zaman, ne çabuk geçiyorsun be…

http://www.vimeo.com/2108845
Nis
2

Sayfalarımın Notası

Hayalin misafirim olur her gece,
Hiç konuşmayız;
Uyanana dek bakışırız sadece…
Varlığım yokluğundan bihaber,
Bakışlarını yakalayabilmekse bir zafer.
Ben kendimden de ayrılırım bazen,
Bedenim bir köşede sızar,
Ruhum bakışlarınla olur semazen
Gülüşlerinde melodilerin ahengi,
Gamzelerinde mutluluğun
Göz kamaştıran saf  rengi…
Sanki gökyüzü; yeryüzüne iner bir an,
Kelimeler tıkanır, anlatılmaz bu devran…
Utanır kelimeler bazen yüzüne bile bakamam
Gözlerinin ışıltısını anlatamaz ki tek kelam…
Teber 2009

Benim sevgilim: dinlediğim her şarkıda, her ritmin arasından gönlüme seslenişini duymak, söylediğim her sözde, her haykırışımda ya da her uyandığımda adını gökyüzüne doğru haykırmak, yüzümü döndüğüm her yerde, hayalinde olsa, yinede sana bakmak: yetiyor çok şükür, yetiyor yaralarıma merhem olman.

Benim sevgilim: sen; üstadlarımın dilinden düşmeyen en fedakar dizesin, sen; mutluluğu keşfetmiş insanların sesisin, sen; kalabalıkta gördüğüm parlayan tek meşalesin, neyi konuşturmaksa niyetin; bitmesin hiç nefesin…

Benim sevgilim: Seninle apayrı duygular içindeyiz.Yine de beraberce, duyguların içinde yol almak yetiyor.Sana yazmak istediğim, inan o kadar çok şey var ki…Ey gamzelim: Seni yazabilmek için bana bir tek şey gerekli: Oda Herşey…Herşeyim sensin; velhasıl, sen Herşeyimsin…

http://www.vimeo.com/4171306