Askerlik mevzusu hakkında her genç topluluğun dilinde muhabbet konusu olmuştur, ki haliyle bizde de oluyor.Bundan 1-2 yıl öncesine kadar sadece muhabbetlerini edip, gözlerimizden yaş gelene kadar kahkalar atıp gülerdik: şimdiyse bu konunun ciddiyetini anlamış durumdayız.Bir yandan üzülüyoruz, diğer yandan da bir gurur bir heyecan…Bugün, Ekrem Bağcı‘yı askere yolluyoruz Allah’ın izniyle.Acemi birliğini Kütahya‘da yapacakmış, havacıymış.Havacı asker ne iş yapar, ne eder bilmiyoruz; işin dalgasındayız yine :) Dünde eğlencesini yaptık, yemekli-içkili…15 ay Eko’suz biraz monoton geçecek sanırım; çünkü aramızda en iyi muhabbet yapan bu adam bizim Cem Yılmaz’ımız gibi…Asil bir Beşiktaşlı‘dır kendileri: Aylar önceden maç programları yapıp, İnönü’deki yerini ayarlar, bir Taksim maceramız olmuştu hiç unutmam :D Ekrem, Laz Cemal‘in kankasıdır ayrıca.Hatta durun ben bu hatıramızı size anlatayım =)

Beş Kişilik Beleştepe Hatıramız

Biz her akşam beraber takılırız, 5-6 kişilk bir takımız.Bir gün yine akşam, mekandayız (Ben, Sefa, Hakan).Ahmet‘le Ekrem tartışmışlar bir olay yüzünden; birbirleriyle konuşmuyorlar.Neyse bunları mekana çağırdık.Uzaktan birisi bize doğru geliyor, elinde bir bira şişesi, diğer elinde sigarası…Ekrem’miş :) ‘Ne oldu’ dedik: Ahmet’e kafası bozulmuş, bira almış falan filan fıstık mıstık xD Sonra ‘Hadi Taksim’e gidelim!’ demez mi.Biz ‘manyak mısın oğlum, ne yapıcaz bu saatte hem otobüs falan bulamayız…’ gibisinden geçiştirmeye çalışıyoruz, bu bizi ikna etmeye çalışıyor.Sonra ahmet geldi; başı öne eğilmiş, hüzünlü suratıyla yanımıza oturdu.Ekrem yine başladı ‘hadi Taksim’e, hadi Taksim’e’ diye…Ben: ‘Sefa gelirse bende gelirim’ diyorum, Sefa: ‘Hakan gelirse ben de gelrim’ diyor, Hakan: ‘Ahmet gelirse bende gelirim…’ bu böyle on dakka ondan ona, ondan ona dolaştı.En sonunda Ahmet’le tekrar tartıştılar; sonunda biraz barışır gibi olunca ‘Tamam’ dedik ‘Hadi Taksim’e…’Yol mevzusu da komik ama neyse geçiyorum…Geldik Taksim’e.İstiklal’i falan geziyoruz: etraf seyyar meleklerle dolu: Ben şu yaşıma kadar böyle pislik bir yer görmedim.Hani Pompei diye bir şehir varya, Allah’ın lanetlediği şehir, işte oraya doğru giden bir yerdir İstiklal.Her neyse, sonra biz Beleştepe’ye gittik, İnönü’nün tam karşısına yani, gece orda kalıcaz, hazırlık yapıyoruz.Ben ve Hakan orda durduk diğerlerini yiyecek-içecek almaya gönderdik, göndermez olaydık.Bunlar gitti, etrafımız tinercilerle, sokak serserileriyler doldu.Hakan telaştan, korkudan ikide bir Ekrem’i arayıp ‘Eko, Eko, burası karıştı oğlum çabuk gelin…’ gibisinden şeyler söylüyor.Biz bunlarla uğraşırken onlarda alışverişle uğraşıyor,geziyor: Bu arada da Emret Komutanım dizisinde oynayan Laz Cemal‘le karşılaşmışlar.Biz de onlar gelecek diye umut ediyoruz…Yaklaşık 1 saat sonra geldiler, kahkalarla…Bir anlatıyorlar, bir anlatıyorlar sormayın.O gece korkuyla komediyi birarada yaşadık gibi birşey.Sonra içtik, yedik vs…Birimiz nöbette, diğerleri uyuyor falan.Sabah bir kalktık, kimin eli kimin cebinde belli değil: zaten üzerimize çiğ düşmüş, donuyoruz.Ben, Sefa ve Hakan yatarken; Sefa’yle Eko’da İnönü’nün çevresinde resim çekiyordu.Çok güzel bir hatıraydı :)
İşte Laz Cemal‘le çektirdikleri fotoğraf: (Soldan sağa: Ekrem Bağcı, Laz Cemal, Ahmet Turan Akçay)

Ahmet, facebook’a eklediği bu resmin altına şunu yazmış:  ‘Cumartesilerden Bir gün İSt, Mekan Taksim Saat 03:00 Sularında Sefa BN Ekoo Hakan Coşkun, Coşkunla Hakan Beleş Tepedelerdi Biz Alış verişe Cıkmıştık :D :D:D XD‘  İnşaallah güle güle gidip kazasız belasız gelir.Selametle Ekooo ;)